4 Mayıs 2007 Cuma

aksak retorik

iki şubat öncesi mi olur,
dört ayaz sonrası mı
fiilen işleyeceğim cinayetin
ortam bulması.

çok sürmez,
çok sürmeyecek..

muhtemelen hafta içi,
tam öğle vakti
ortadan kaldıracağım,
iyi niyetle gönderilen
aksak retorikleri

ne dersiniz bu delilik mi?
iri ve süslü sözcükleri
öldürme fikri...

27 Nisan 2007 Cuma

soğuk duş


cılız bir şansı uyandırıyorum her sabah,
soğuk duş sonrasında
perdeleri açmadan önce
mayalı parmaklarımı sayıyorum uzamışlar mı diye..

sokağa çıkarıyorum bacaklarımı
naylon sıcaklıklar bulmak üzere,
tıraşsız güneşin altında kaybediyorum harçlıklarımı,
içimdeki çocukta bayatlamış
dehşetle durduruyorum hayatla bağımı..

ve bitkin düşüyorum her öğleden sonra,
yanlış perhizin azizliğine uğramışta
verdiği tüm kiloları
hızla geri alıyormuş gibi
sinirli oluyorum,
şansımı bulamayınca…

24 Nisan 2007 Salı

ses

yetim bir çağın
imzasız mühürsüz vücutlarıydık.
handikapları kafiyeli olsun diye yalnızlığın
yanağını okşamazdık
sevdiğimiz adamların.
o adamlar ki gölge oyunu gibi
yitip gittiler.
eskiler yenilendi,
kol bacak değişti,
ten temas gelişti de,
geriye sesler kaldı.
kulak tırmalayan
ya da
göz dolduran…

20 Nisan 2007 Cuma

jenerik


sen hangi hayatı küçümsersen
ben ağırlığımı ona veririm
elimizde sürmenaj olmuş bir direksiyon
ben kahverengi avurdlarından yukarı saparım
sen başatsındır olduğun yerde
ve biliriz
yufka yüreklidir her yüz
makyaj silindiğinde

jeneriklerdir köşe kapmaca oynayan
organlarımızdaki hizayı bozan
yönetiyor muyuz, yönetiliyor muyuz
anlamadan,
aynılaşırız
közlenmiş bir sadelikle
çoğu zaman
kendimize koşarız…

karıncalar



gecenin ısırıkları
kaşınıyor durmadan
yalnızlığın cephaneliğinde olası depremlere karşı duruşum bitap


insanoğlunun pençelerini meşrulaştıran
kalbindeki çıbanı bir parça dürüstlükle iyileştirmek varken
kaldırımdaki dilencinin kursağına bırakan
zamandan
kaçıyorum durmadan

durmadan kaçıyorum
soysuzlaşmadan
sokağımdaki karıncalar

19 Nisan 2007 Perşembe

fosfor

ayrı ağaçlarda asılı

dişi ve erkek kozalaklar kadar

inançsızdık,

kurusıkı sevinçler üzerine kurulu

ve hiçbir materyalle beslenemeyen

samimiyetimize



bu yüzden

deniz üstünde kalan çıkarımları

kokladık bir süre,

dolambaçlı kulaçlar,

derecesiz sıcaklar,

ve oltamızda kalan sisli meraklar

sonrasın da anlaşıldı,

zehirlemişti bizi

vücudumuzdaki fosfor fazlası.

tarife


bir kenara bırakalım

kösnül tarifelerini cennetin

şiirlerini koparalım dilimizden ilk sevgilinin

yangına hapsolan elbiselerimizi satalım

ikinci el tezgahlarda

ve

düş kurmayı abartmayalım bundan sonra


hayırsız bir anında nefesimizi

toprağa mercek yapıp

bir kenara bırakalım

varsın içerlesin bize eros

yeter ki en çok satanlardan olmayalım