
cüzzamlı bir kasabanın soytarısını oynadığım bir sabah
örüldü duvar
aklımın çalgıcısıyla
mutluluk sorunsalı arasına,
ben herhangi bir fikrin dizgisini yaparken
bir hattat titizliğiyle,
üzerime örülen şefkat
tokatladı beni ilk celsede..
ne incindim
balıkçıl sürülerinin dolduruşuna geldim diye
ne de denizi sıyırdım
ölü bir orfozu taşıyor diye..
nihayetinde
kurmaca bir unutkanlık hazırlandı sahneye
elleri bağlandı yalnızlığın
özenle parlatıldı güneş
ve ikinci bir emre kadar
kasabada saklanacak ateş