18 Nisan 2007 Çarşamba

soytarı

bir sabah,

cüzzamlı bir kasabanın soytarısını oynadığım bir sabah

örüldü duvar

aklımın çalgıcısıyla

mutluluk sorunsalı arasına,

ben herhangi bir fikrin dizgisini yaparken

bir hattat titizliğiyle,

üzerime örülen şefkat

tokatladı beni ilk celsede..



ne incindim

balıkçıl sürülerinin dolduruşuna geldim diye

ne de denizi sıyırdım

ölü bir orfozu taşıyor diye..



nihayetinde

kurmaca bir unutkanlık hazırlandı sahneye

elleri bağlandı yalnızlığın

özenle parlatıldı güneş

ve ikinci bir emre kadar

kasabada saklanacak ateş